Öleceğiniz tarihi bilseniz ne yaparsınız?

627
0
PAYLAŞ

 

Birkaç yıl önce gösterime girmiş ‘Afterwards‘isimli filmi yeni gördüm. Film Guillaume Musso’nun Et Apres adlı romanından alınmış. Roman dilimize Doğan Kitap’tan ‘Ya Sonra’ adıyla çevrilmiş.
Filmde olaylar, bir gün herkesin cep telefonuna öleceği tarihin mesaj olarak gelmesiyle başlar. Yani insanlar kaç yıl, kaç ay, kaç gün, kaç saat ve hatta kaç saniye daha yaşayabileceğini öğrenir. Bundan sonra herkesin hayata bakışı değişir. Herkes şu soruyu sorar; “Bundan sonra hayatımın geri kalanında ne yapacağım?”
Kimisi, o zamana kadar nasıl yaşadıysa aynı şekilde yaşamaya devam edeceğini söyler. Geriye beş yıllık hayatı kaldığını öğrenen biri, kalan zamanını kibrit çöplerinden Titanic gemisinin maketini yaparak geçirmeye karar verir. Kimi yeni bir müzik aleti çalmayı öğrenmeye başlar.
Kimi ne yapacağını bilemez. Yüz yıldan fazla yaşayacağını öğrenen biri hayatını vur patlasın çal oynasın şeklinde sürdürmeye başlar. Birçok kişi artık çalışmayı bırakır. Dünyanın birçok yerinde de savaşlar durur. Yani, insanlar kendi ölüm tarihini bilince, öldürmek anlamsızlaşır. Bazı insanlar için geri kalan az ya da çok zaman anlamını yitirir.
Peki gerçekten siz öleceğiniz tarihi anı anına öğrenmiş olsanız ne yaparsınız? Yani artık kaç yıl, kaç gün yaşayacağınızı biliyorsunuz, bundan sonra kendinizle ilgili nasıl kararlar alırsınız?
İşten mi ayrılırsınız mesela?
Daha mı çok sevişir, daha mı çok gülersiniz?
Üzdüğünüz insanlardan özür mü dilersiniz? Ya da… Yüzüne söyleyemediğiniz onca şeyi, gidip ilgilisine açık açık anlatır mısınız?
Sabahları gönlünüzce nutella yiyip, ölene kadar isteğiniz şekilde mi yaşarsınız? Yoksa kalan süreyi umutsuzluk ve mutsuzluk içinde geçirip her gün ağlar mısınız?
Gitmediğiniz yerlere gidip, görmediğiniz insanları görüp, elini öpmeyi unuttuğunu büyüklerinizi, başını okşamadığınız küçüklerinizi mi hatırlarsınız?
Gerçekten çok merak ediyorum ne yaparsınız?
İnanıyorum ki bu kurgu gerçek olsa, filmde yaşananlar yaşanır ve insanlar bir kaosun içine sürüklenir. Oysa hepimiz, herkes yaşadığımız hayatın sonsuz olmadığını biliyoruz. Bugün, yarın, ya da birkaç yıl sonra öleceğimizi biliyoruz. Hayat bitecek bir gün. Biliyoruz. Bunu bilerek yaşıyoruz bu tuhaflıklar içinde.
İnsan, hayatın sonunun olduğunu biliyor, fakat hiç bunun bilincinde olmadan herkesi kırıp geçiriyor.
Üç kuruşluk menfaat için, karşısındaki insanı hiçe sayan da hayatın biteceğini biliyor.
Vurup, kıran, dağıtan, çalıp çırpan, fakirin fukaranın ekmeğine göz koyan da yarın ölüp gideceğini biliyor.
Oysa saati saatine olmasa da, hepimiz belli bir süre içinde göçüp gideceğimizi biliyoruz. Zaten ortalama bir insan ömrü ne kadar ki?
Bunca didişme, bunca kavga, bunca komplo, ihanet, kan, aldatma, unutma, unutturma neden o zaman? Öleceğimiz zamanı tam olarak öğrenmiş olsak, bunca saçmalıktan vazgeçme olasılığı varsa eğer, öleceğimizi hatırladığımız zaman tüm bunlardan gerçekten neden vazgeçmiyoruz?
Çok merak ediyorum. Günü gününe, saati saatine öleceğiniz anı bilseniz, ne yaparsınız? Hayatınızın akışı nasıl değişir? Her şey nasıl anlam kazanır ya da bazı şeyler nasıl anlam yitirir? Çok merak ediyorum.
Not: Eğer bu sorunun yanıtını erdoganaktas@hotmail.com adresine yazarsanız, tüm bunları da yazmak isterim. Tabi istemeyenlerin adını vermeden yazarım. Kendi yanıtımı ben de sizinkilerle birlikte vereceğim.