Aşkı beceremeyen ayrılığı da beceremiyor

200
0
PAYLAŞ

Tabii ki hiç kimse, ayrılmak için bir ilişkiye başlamaz. Hiç kimse başlarken, bitişi, sonu düşünmez. Hesap etmez. Normali de bu değil midir zaten?
Sanıyorum, insanın kendi beni, normallikler içinden anormalliğe sürüklüyor her şeyi. Ve yine sanıyorum ki insan, belirleyen değil de, belirlenen olmayı tercih ediyor. Çoğu zaman, farkına varmadan. Bir ilişki başlıyor ve sonra o veya bu nedenle bitiyor.
Aşka kimse ömür biçemez. Zaten zaman, biçip, kesip atıveriyor bazı şeyleri. Kontrol dışı mı gelişiyor her şey? Tabii ki değil. Ama dedim ya, kontrol etmek istemiyor ki zaten sıklıkla insanoğlu. İstese, böyle olmaz.
Bizim bildiklerimiz, gördüklerimiz, isteyerek ya da istemeden hayatımıza soktuğumuz, üzerinde tartıştığımız, fikir yürüttüğümüz ilişkiler, genellikle ünlülerin aşkları. Oysa dönüp bakın, aşkın ideolojisinin, sınıf bilincinin, ekonomik statüsünün olmadığını görürsünüz.
Demem odur ki; bazı aşklar yalılarda, köşklerde yaşanır, bazıları da gecekondularda. Mütevazı mekanlar ya da ışıltı yapılar, aşkın yaşanış biçimini ve içeriğini değiştirmez. Yaşanır. Falanca şarkıcı ile filanca oyuncunun, falanca artist ile filanca mankenin aşklarını yaşamalarıyla, sıradan, sokaktaki insanların aşklarını yaşayış biçimleri arasında pek bir fark yoktur.
Ve her ikisinde de, hemen hemen aynı başlar, aynı şekilde gelişir ve yine benzer nedenlerle sonlanır. Her ikisinde de aşkı beceremeyenler, genellikle ve sıklıkla, ayrılığı da beceremiyor’.
Beraberken birbirlerini yiyenler, ayrıldıktan sonra iyice tüketiyorlar birbirini. Yaşadıkları ile birlikte kendilerini de tüketiyorlar. Gazetelere haber olan ilişkiler de böyle, sıradan ilişkiler de.
Eğer aşkı becerememişlerse, ayrılığı hiç beceremiyorlar. Ayrıldıktan sonra, biri diğerine laf sokuyor kameralar karşısında, öbürü gazetelere demeç veriyor.
Sıradan ilişkilerde de durum farklı değil. Kadın ayrıldığı erkeğin dedikodusunu yapıyor, erkek de genelde baskı ve zulüm. Eğer aşkı, ilişkiyi becerememişlerse, ayrılıkta da aynıları oluyor. Sonrası tam bir rezalet…
Karı koca ya da sevgililer, ilişkilerindeki dengesizliği ayrılıklarına da taşıyor. Gerçi şunu açık açık koymak gerekir ki, bunu genellikle yapanlar da erkekler oluyor.
Ayrıldığı karısının peşini bırakmıyor, onu başka bir dünyaya hapsetmenin çabası içine giriyor. Bunun adına erkeklik denemeyeceğini de bir türlü öğrenemiyor.
Aşkı beceremeyen, ayrılığı da beceremiyor. Oysa Atilla İlhan
ne diyordu hatırlayın: “Ayrılıklar sevdaya dahil, çünkü ayrılanlar hala sevgili.”