Devrimci mafya, Beşiktaşlı katil

209
0
PAYLAŞ

Türk televizyonlarında dizi fırtınası yıllardır sürer. Televizyon şirketlerinin bütçesinin de en büyük payı dizilere ayrılır. Zaman zaman değişen izleyicinin refleksi de dizilerin kısmen yapısını, kısmen içeriğini ve hatta oyuncu listesini belirler.
Yani zaman zaman sit com yapımları ilgi görür. Kimi zaman ‘Güney Doğu’muzun ağa soslu abartılı aşk öyküleri. Acıklı hikayeler, güldürüler, aldatma öyküleri, karmaşık ilişkiler bütünü… Yani ne ararsanız var. İsteyen istediğini seçer izler… Eğlenir… Güler… Ağlar…
Fakat ben dikkatinizi bir noktaya çekmek istiyorum. Kimi zaman karşımıza garip mafya öyküleri çıkıveriyor. Bir mafya babası vardır. Asar keser kırar döker. Adı üzerinde mafya. Bir çok usulsüz iş ve ilişkilerle para kazanma yöntemlerini izleriz televizyonun karşısında. Ancak ne hikmettir ki, bu mafya liderlerinin hemen hepsi pek bir iyi yüreklidir.
Uyuşturucu kaçakçılığı yapmazlar mesela. Yeşilçam filmlerinde de örnekleri vardır ya bunların. Misal Kadir İnanır bir filmde mafya babasıdır ve asla uyuşturucu işine girmez. Öyle ki, kendisine bunu teklif edenlerle savaşır falan… Onları döver filan… Her türlü pisliği yapar, lakin uyuşturucu işine girmez. Ortaya çıkan algı, o karakterin pek bi iyi niyetli olduğudur.
İşte bu örnekteki gibi mafya babalarından söz ediyorum. Fakat son zamanlar iş biraz daha değişti. Hem reyting uğruna, hem de güye sosyal mesaj verme kaygısı içinde geliyor karşımıza mafya karakterleri. Öyle ki fakire fukaraya yardım eder. Ezilenden yanadır. Devrimci bir ruha sahiptir.
Poyraz Karayel dizisini düşünün mesela. Dizideki mafya babası Bahri Umman (Musa Uzunlar) sert, acımasız bir mafya lideridir. İstanbul ondan sorulur. Fakat gelin görün ki ne kadar iyi niyetlidir. Tuhaf değil mi?
Bir de tetikçiler vardır. Poyraz Karayel dizisinde de var. Onlar da devrimci ruha sahiptir. Asarlar, keserler, vururlar, öldürürler, kafalara sıkarlar. Lakin sorun yok. İyi niyetlidir onlar. Peki onların iyi niyetli olduğu dizide nasıl vurgulanacak? Bu iyi niyetli katillerimiz de, Beşiktaşlı yapılıverir senaristler tarafından ve sorun çözülür.
Dizinin en kanlı sahnelerini seyrederiz. Çatışmalar olur, çelişkiler yaşanır… Fakat katil kardeşlerimiz Çarşı’dan alıntılarla Beşiktaşlı olmanın gururu yüklenince mesele kalmaz. Onlarda sempati çemberine alınıverir hemen izleyici tarafından. Üstelik dizi ekibi de sosyal mesaj vermiş olurlar. Toplumsal mesajlarla hem rahatlarlar hem de sosyal medya reytinglerini zıplatırlar.
Öyle ya… Katil de olsa bir Beşiktaşlı. Hem de Çarşı sempatizanı. Devrimci ruhun, son barikatındaki isyankarlar yani. Tüm bunlara bir de Ahmet Kaya eklendi mi; her şey tamam olur. En dertli hallerinde patlatırlar bir Ahmet Kaya, her şey daha pür-ü pak olur.
Mafyayı ‘devrimcilik’le, katilliği de ‘Beşiktaşlılık’la aklama… Ne kadar zekice ve ne kadar işe yarayan bir kurgu değil mi? Üstüne kondurulan Ahmet Kaya da cabası. Kendilerince sosyal mesajın pik noktasında dolaşıyorlar. Toplumsal görevlerini yerine getirdiklerini düşünüyorlar herhalde. Kim bilir; belki de böyle rahatlatıyorlardır kendilerini.