“Seni seviyorum” demenin maliyeti

132
0
PAYLAŞ

“Artık aşık değilim” başlıklı yazıda bir soru sormuştum. Acaba bir insanın aşkını itiraf etmesi, “Seni seviyorum” demesi mi daha kolay, yoksa “Eskisi gibi aşık değilim. Artık sevmiyorum” demesi mi?
Çok ilginç… Yazıya yorum yapan okuyucuların tamamı kadın ve genellikle “Artık aşık değilim” demenin daha zor olduğu görüşü ağır basıyor.
Bence de öyle. İnsanlar bir şekilde sevgilerin, aşklarını ifade ediyor. Zorlansalar da bu itirafı-teklifi eninde sonunda, bir şekilde yapabiliyorlar. Ancak ikincisi daha zor.
Neden biliyor musunuz?
Çünkü… “Seni Seviyorum” demenin bir maliyeti yok. Oysa insanın duygularının bittiğini, ilişkinin artık yürümediğini, eskisi gibi aşık olmadığını-olamadığını söylemenin toplumsal maliyeti çok. Hem de bazen tahmininizden de çok.
Bakın nasıl?
Birine sevdiğini söylersiniz… Bir ilişki başlar… Evlilik ya da arkadaşlık. Hatta birçok kişi bunu olumlu karşılar, destekler.
Bir de tersini düşünün.
İnsanlar bir ilişkiye başladıklarında, karşısındakinin sosyal çevresi ile de belli düzeyde ilişkiye girmeye başlıyor. Ailesi, annesi, babası, arkadaşları, arkadaşlarının arkadaşları…
Hele bu ilişki evlilikle sonuçlandıysa liste uzar da uzar. Yukarıdaki listeye, yakın akrabalar, uzak akrabalar eklenir. İnsan sadece sevdiği ile evlenmiyor ki… O kişinin annesi, babası, kardeşleriyle de evleniyor. Hatta teyzeleri, halaları, amcaları, dayıları, yengeleri, kuzenleriyle de… Bitmiyor… Arkadaşları, arkadaşlarının arkadaşları, iş arkadaşları… Hatta ve hatta varsa eğer o kişini evcil hayvanı da…
Tüm bu ilişkiler bütünü-zinciri-ekosistemi, insanları iki kişilik ilişkiden, gereğinden fazla çoğul ilişkilere, buradan zorunluluklara, tekdüzeliğe ve sosyal statüsü ne olurse olsun geleneklere, oradan da feodaliteye götürüveriyor.
İşte bu nokta artık, “Bitti. Ben devam edemiyorum. Eskisi gibi hissetmiyorum, sevemiyorum” diyemiyor. Çünkü yola çıkarken söylenen ilk cümlenin, “Seni seviyorum” demenin maliyeti nasıl ki yoksa, tam tersinin sosyal maliyeti bir hayli fazla.
Çünkü artık sadece bir kişiye bunu diyemiyorsunuz. Açıklama yapılması gereken kişi sayısı o kadar çok ki. Liste uzadıkça uzuyor, sosyal maliyet arttıkça artıyor.
Sadece bu mu? Tabi ki değil.
İnsan başlarken geçtiği noktaya, bitirirken gelemiyor. Olmuyor, yapamıyor. Zaman geçiyor, hayat bitiyor, duygular mezarımızın toprağı oluveriyor. İki kişilik başlangıçlar, iki kişilik kabuslara dönüveriyor.
Bu yüzden ikili ilişkilerde en önemli unsur, konuşmak ve konuşarak birbirine dokunmak olur.
Sustukça kördüğüm olmaktansa, konuştukça tel tel dökülmeli insan.