Artık aşık değilim

157
0
PAYLAŞ

Bu sefer, aşık olma ve aşk itirafına değil de, tersinden bakalım duygulara. Yaşanmışlığa, yıpranmışlığa ve aşkın bir adım ötesine. Hangisi daha zor, “Seni seviyorum. Sana aşığım” itirafı mı, yoksa “Duygularım bitti. Eskisi gibi hissetmiyorum. Artık aşık değilim” demek mi?
Bana kalırsa, insanların ‘artık aşık olmadığını söylemesi’, ‘sevgisini, aşkını itiraf etmekten’ daha zor. Üstelik bir türlü bu adımı atamadıkları için de, mutsuzluk denizinde boğuluyorlar. Sanırım, genellikle kavramları es geçip, hal ve hareketlere takıldıkları için insanlar, bu çok önemli adımı da atamıyorlar. “Artık aşık değilim” diyemiyorlar. Diyemedikleri için de kıvranıp, hem kendilerine, hem de karşısındakine zehir ediyorlar hayatı. Bir düşünün, hangisi daha zor? Aslında karmaşık ve çok ters bir soruymuş gibi geliyor, ama zaman zaman da hayatın, ilişkilerin ve duyguların anahtarı haline gelen bir durum bu.
Oysa ne kadar da değişir, dalgalanır ve gelişir ilişkiler, değil mi? Her durumda başlanılan nokta ile varılan yer arasında dağlar kadar fark vardır. Fakat yan yana aynı hızla hareket eden iki araçtaymış gibi insanlar, hiç hareketsiz o noktaya gelindiğini varsayar. Öyle düşünür, hisseder.
Gerçeklik bu değildir oysa. Ve ilişkilerde, gerçekte olup bitenin ne olduğunu genellikle çok geç fark ederiz. Bundandır o kadar yıpranma, o kadar hayal kırıklığı ve üzüntü. İşte bu durumda, duyguların gerçek ve doğru ifadesi devreye girmeli. Yola çıkılan nokta ile, varılan yer arasındaki farkı iyi ifade etmek gerekir.
Duyguların iyi ifade edilmediği zamanlarda, insanlar her geçen dakika, kendi çevrelerine gittikçe daralan çemberler çizmeye başlıyor. Kendisi boğulana ve yanındaki nefessiz kalana kadar.
Bir süre sonra yaşananlar, nedenli ya da nedensiz karmaşık duygular. Başlama noktasındaki o aşk itirafı kadar, biten duyguların dile getirilmesi kolay olmuyor. Birçok nedeni var. Kırmamak, üzmemek, ifade edememek, kendi kendini anlayamamak.
“Seni seviyorum” ifadesi, ilişkiler içinde, yerini sessizliğe ve kavramsızlığa bırakıyorsa, zamanı gelmiştir oysa, tam tersi itirafın. İnsanı zorunluluklar, alışkanlıklar, sıradanlık ve kolaycılık çevrelediğinde, ikisini de söyleyemez oluyor. Kim bilir, belki de korkaklıktan kaynaklanıyor. Kim bilir?
Oysa insan ne kadar çekingen ve cesaretsiz olsa da, ‘aşkını, sevgisini dile getirmenin’ bir yolunu buluyor. Gün geliyor, ‘pat diye’ söyleyiveriyor. Ya duygular bittiğinde ?
Oysa “Sana aşığım” diyebilmenin getirdikleri ile “Artık sana aşık değilim” diyememenin götürdükleri arasında ne kadar büyük bir fark var. Ve maalesef çoğu zaman bunu anlayamıyoruz. “Seni seviyorum” diyebilmenin getirdiği mutluluk ile “Artık sana aşık değilim” itirafının açacağı kapı, belki de aynı yere çıkıyordur? Ama bir düşünün, hangisi daha zor.
“Seni seviyorum. Sana aşığım” itirafı mı, yoksa “Duygularım bitti. Eskisi gibi hissetmiyorum.
Artık aşık değilim” diyebilmek mi?
Sizin yanıtınız nedir?

(NOT: 31.12.2006tarihinde Posta Gazetesi’nde yayınlanan yazım)