Aşk yalnızlıktır

87
0
PAYLAŞ

Ne seçim, ne ekonomik kriz, ne savaş dinler aşk. Hele bir de bahar geldiyse, herkes,
her şey, tüm dünyevi tartışmalar, sahte renklere, alaycı kelebeklere, esintili havalara yenik düşer. Bahar kazanır hep, gerçeklik yitip gider.
Onca hay huy içinde, bir aşk kalır ortada, bir de hınzır bahar. Yüzyıllar boyu da böyle olmamış mı zaten? Aşk alıp gider insanı, geriye yalnızlık kalır. Belki cümleyi başka türlü kurmalıydım. Bilemiyorum. Fakat şunu biliyorum ki, ‘aşk yalnızlıktır’.
İlişkiyi, duyguları, dünyevi bir bencillik içinde ve iki kişinin yalnızlığında yaşamaktır. Başka türlü olmaz.
Birçok insan, aşkı yalnız yaşayamadığı için, o özel, biraz da kutsal duvarı öremediği için yenik düşer ayrılığa. Çünkü diğer insanlar, nedense hep, başkalarının aşklarını zımparalamak üzerine hareket eder. Ne kadar parçanız, o duvarın dışında kaldıysa, o kadar zımparalarlar.
Bir doğa belgeselindeki, vahşi hayvanların, masum karacalara içgüdüsel saldırıları gibidir bu. Hep böyle olmuş. Bir de bilerek ve isteyerek ‘aşkını, ilişkisini kamuya’ açanlar vardır ki, nasıl bir hata yaptıklarını çok geç anlarlar.
Bir seferinde ünlü bir sanatçımız, karısı ile karakolluk olmuştu. Detaylarına girmeyeceğim ama eğer yukarıda yazdıklarımı daha önce okumuş olsaydı, bence bu duruma düşmezdi.
Neden bilmiyorum, insanlar yaşadıkları ilişkiyi, başkalarına açmakta büyük bir haz duyuyor. Ben buna ‘sosyal teşhircilik’ diyorum.“Görün, bakın, izleyin” diyorlar. Görüldükçe, bakıldıkça, izlendikçe tükeniyorlar. Gördükçe, baktıkça, izledikçe tüketiyoruz.
‘Sosyal teşhircilik, sosyal röntgenciliği tetikliyor.’
Yavaş yavaş zımparalandıklarının farkına varmıyorlar. Bu kadar yetenekli bir sanatçı, önce bir mankenle, sonra bir şarkıcı ile gündeme geldi.
Gazetelerin birinci sayfasında pek sık görmeye alıştığımız ünlü sanatçı, güzel kadınlarla boy göstermeye başladığı gün bitmeye de başladı. Fakat muhtemel o ki, hâlâ bunun farkında değildir.
Yaşadığı ilişkileri eleştirmiyorum. Ancak aşkın yalnız yaşanması gerektiğini bilse, bu hüsranı yaşamazdı. Dünyası alt üst olmazdı. En azından binlerce göz, binlerce dil, hayatına girmezdi. Bu olayın örnekleri o kadar çok ki. Dünyanın en önemli mahremiyetinin aşk olduğunu, insanlar görmüyor.
Hangi toplumda, hangi kültürde olursa olsun, başkalarının gözlerine açılan aşkın, yaşama şansı yoktur.
Aşk yalnızlıktır. Dünyanın en bencil duygusu, iki kişi tarafından yaşanırken, yalnızlıktan beslenir. Aksi durumda, bitmeye mahkumdur. Ünlüler dünyasında, aşkın ardından dökülen gözyaşlarının en büyük nedeni de budur. Sadece ünlüler arasında mı? Tabii ki değil.
Siz siz olun, aşkı iki kişilik yalnızlıkta yaşayın. Yoksa o gözler, dünyanın en güzel duygusunu, baka baka bitirir.