Devlete güveniyor musunuz?

27
0
PAYLAŞ

Soruyu “Devletinizi seviyor musunuz?” diye sorsam, çıkacak yanıttan adım gibi eminim. Yüzde yüz evet. Çünkü Türk devlet geleneği ile halkı arasında, yüzyıllardır şekillenmiş ilginç bir ilişki vardır.
Ancak 21. yüzyılın başındaki Türkiye’de soru, “Devlete güveniyor musunuz?” diye sorulsa, çıkacak yanıtın bu sefer de “Hayır” olduğundan eminim.
Halkın “Baba” dediği devletten söz ediyorum. Devlet baba.
Bu yanıttan eminim, çünkü insanlar nasıl güvenebilir ki böyle işleyen bir devlet yapısına. Bakmayın siz siyasetçilerin, “Halkına hizmet eden bir devlet anlayışı…” diyerek meydanlardan vaatlerde bulunmasına. Olmaz olamaz.
Köklü bir sistem değişikliğinin önünü tıkayanlar aşılmadan bu mümkün değil.
Türkiye’de, yüzyıllar önce “Milleti yücelt ki, devlet de yücelsin” diyenlerin yerini, “Milleti aşağıla ki, devlet yücelsin” diyenler aldı.
Şimdi söyleyin bana, bu durumda, millet, nasıl güvenir devlete?
Milletini işkencede öldüren de devlet, vatanından yurdundan eden de.
Vergiyi toplayan da devlet, hizmeti esirgeyen de. “Devletin gücü bu kadar. Zamanla olur” diyenlere de inanmayın. Vatandaşın “Çok zor durumdayım vergimi sonra vereyim” deme hakkı var mı?
“Ben babayım” der devlet, ama çoğu zaman halka üvey evlat muamelesi yapar. Dövdükçe döver, vurdukça vurur. Sonra da gerçek bir baba kutsallığına bürünmeye çalışır ve hiçbir eleştiriyi kabul etmez. Devlettir o.
Gecekondu yapılmasına türlü nedenlerle göz yuman da devlettir, sonra gözünün yaşına bakmadan yıkan da.
Ülkede darbe yapanlar – planlayanlar da kendilerini devlet olarak varsayar. Böylelikle darbenin en önemli alt yapısını da oluştururlar. Öyle ya, devlet dediğimiz aygıt tek bir parça olmadığına göre, yaparlar darbeyi, yıkarlar sistemi, yok ederler anayasayı sonra aynı çarpıklık ve vahşilikle yeniden kurarlar. Karşı çıkanları da asarlar keserler…
Örneğin sakal bıraktığı için bir hocayı üniversiteden atan da devlettir, başını örttüğü için kızları üniversiteye sokmayan da.
“Bu ne yaman çelişki” demeyin hiç. Çünkü devlet kendisi gibi olmayanı hiç sevmedi ve barındırmadı bu ülkede.
Vatandaşını süründüre süründüre yargılar devlet, memuruna dokunmaz, dokundurtmaz. Hele tek bir düğmesine zarar versin biri devlet memurunun, görün bakın neler oluyor.
Bu öyle bir devlet anlayışı ki; halkın özgür iradesiyle seçtiği kişilerin hükümet olmasını engelleyemezse, iktidar olmasını engellemeye çalışıyor.

Halka rağmen devlet olunur mu?

Aslında devlet millet çelişkisi üzerine binlerce örnek daha verebiliriz. Türkiye gibi bir ülkede, devletin vahşiliği karşısında ezilen milletin durumunu anlatan hem tarihte, hem de günümüzde o kadar çok örnek var ki.
Son zamanlarda bu çelişkinin somut sancılarını duyuyoruz zaten. Dönem değişiyor, değişmemekte direnen Türkiye sancı çekiyor. Değişmemekte direnenler Türkiye’nin önünü tıkıyor, sancılar yaşatıyor. Fakat değişen dünyaya ayak uydurmanın zorunluluğu da biliniyor.
Yani Türkiye doğum sancısı çekiyor. Nur topu gibi sağlıklı ve gelecek vaat eden yeni bir Türkiye doğabilir. Fakat birileri ısrarla bu doğum sürecine etki edip, düşük olması için elinden geleni yapıyor.
Millet değişiyor, gelişiyor. Değişmeyen devlet sıkıntı yaşatıyor. Değişen millet, değişmeyen devletine güvenemiyor.

Not: 6 Temmuz 2009 tarihinde Haberturk.com sitesinde yayınlanan yazım.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here