Gitmek ya da gitmemek

142
0
PAYLAŞ

Çok çarpıcı iki öykü yer aldı gazetelerde. Biri, yaşadığı kazadan sonra felç olan genç polisin, sevdiği kıza, “Senin de hayatın kararmasın. Beni bırak git” demesi. Diğeri de sosyete dünyasında günlerce konuşulan bir aldatma hikayesinin ardından, işadamının güzel karısını ikna etmek için 100 bin dolarlık pırlanta yüzük hediye edip, “N’olur barışalım” demesi.
Yani biri “Beni bırak git” diyor, diğeri, “Yalvarırım dön.” Siz ne yapardınız bilmiyorum, ama ikisi de çok etkileyici öyküler. Genç polis hırsızların peşinden koşarken kaza geçirir. Belden aşağısı felç. Tekerlekli iskemleye mahkum olur. Nişanlısı, biricik sevgilisi, onu hiç yalnız bırakmaz. Ama genç adamın, hayatı, hayalleri her şeyi değişmiştir. Kendince gerçekleri görür. Nişanlısına, “Git” der. “Senin de hayatın kararmasın. Beni bırak, git kendine başka hayat kur.”
Genç kız gözyaşı döker. “Sana ömrüm boyunca bakarım.”
Ancak genç adam kendince gerçekçi davranır ve nişanlısını ikna eder. İçinde nasıl bir fırtına vardır? Allah bilir… Nasıl bir acıdır yaşadığı, kimse bilemez.
Vücudunun yarısını kaybedip, “O’na zarar gelmesin” diyerek, kalbini elleriyle koparıp, kenara koyması.
Bu nasıl bir dirençtir? Bu nasıl bir acıdır? Bu nasıl bir duruştur? Ve bir başka haber. Diğerinin
aksine, “Git” değil, “Dön” diyor. “Pişmanım” diyor: “N’olur bırakma. Hadi barışalım. Gel artık.”
Sosyetik bir aşkın, ihanetle çalkalanan, herkesin konuştuğu öyküsü. Gözde bir çift. Adam, yine sosyetenin en tanınmış ve en güzel kadınlarından birine gönlünü kaptırır.
Bu olay duyulduğunda, ortalık karışır. Günlerce konuşulur. Son olarak, işadamı, karısına haber gönderir: “N’olur dön. Barışalım.” Mesajına bir de son derece pahalı pırlanta yüzük ekler. Ancak istediği yanıtı alamaz.
Tam olarak neler konuştuğu bilinmiyor ama muhtemelen, “Bunca yıl birlikte olduk. Çocuğumuz var. Yuvamızı yıkmayalım” mealinde bir şeyler demiş olmalı adam.
Ama kadın “Hayır” der: “Dönmeyeceğim.” İkisi de çok zor bir durum. İkisi de kadına söyleniyor.
Bir erkek “Git” diyor, diğer erkek de, “Ne olur gitme.”
Bir erkek, “Ben bittim. Sen bitme. Hayatını karartma. Git kendine yeni bir hayat kur” diyor. Sevgilisini ikna ediyor. Gözü yaşlı, felçli sevgilisini bırakıp gidiyor kadın.
Bir erkek, “Hadi dön. Ben ettim, sen etme. Beni bırakma” diyor. Ancak sevdiği kadını ikna edemiyor. O kadın da gözü yaşlı, ama dönmüyor.
Bambaşka iki olay. Birinde “Git”, diğerinde “Kal” diyor erkekler. İkisinde de kadınlar gidiyor. Siz olsaydınız ne yapardınız?
Bir erkek olarak düşünün. Bedeninizin yarısı felçli olsaydı. Her zamankinden daha fazla sevgiye, aşka, ilgiye, dokunmaya ve dokunulmaya muhtaçken, sizi çok seven, bir an olsun bile yanınızdan ayrılmayan kadına, “Git” diyebilir miydiniz?
Bir kadın olarak düşünün. Sevdiğiniz adam, “Ben bittim, sen git” derse, onu bırakıp, başka
bir hayata yelken açabilir miydiniz?
Bir erkek olarak, aldattığınız kadını, geri dönmeye nasıl ikna ederdiniz? Bir kadın olarak,
sizi aldatan erkeğin, pırlanta ile süslenmiş, pişmanlık mesajına nasıl yanıt verirdiniz?
Peki gitmek her zaman gitmek, kalmak da her zaman kalmak mıdır gerçekten?

 (Not: 07.05.2006 tarihinde Posta gazetesi’nde yayınylanan yazım)