Türklüğün tanımı, hakareti, coşkusu ve kuşkusu

379
0
PAYLAŞ

Elif şafak davası sırasında, NTV’de konuşan Meclis Adalet Komisyonu üyesi Hakkı Köylü
Türklüğün tanımını şöyle yaptı: “Türklük, Türk milletini oluşturan insani, ahlaki, dini ve milli
teamüllerini, inançlarını, milli dili, milli tarihi, milli duyguları, milli gelenekleri ve benzeri milleti meydana getiren değerler bütünüdür.”
Yargıtay tarafından da benimsenen tanım da buymuş. Yazar Elif Şafak’ta, işte bu tanımlamada
yer alan unsurları alenen aşağıladığı’ iddiasıyla yargılandı ve beraat etti.
Yine bildik görüntüler vardı adliye önünde. Birileri ortalığı karıştırdı. Bu ilk değildi. Her fırsatta, olay çıkaran insanlar, yine bir araya gelmiş, kimi avukat cübbeli, kimi sivil ortalığı savaş alanına çevirdi. Bir yazarın Türklüğe hakaret ettiğini düşünerek protesto ettiler.
Ne gariptir ki, Türkiye’de, yukarıdaki tanıma uygun davranan o kadar az insan var ki. Ama hiçbiri onların karşısına çıkıp protesto etmiyor. Eleştirmiyor bile. Örneğin 8-9 yaşındaki kız çocuklarını zorla evlendirenler var, bunlar da Türk, ama kimsenin umurunda değil.
Türkülüğe hakaret edildiğini düşünerek ortalığı kasıp kavuranlar, Türk milletinin paralarını hortumlayanların karşısında kuzu kesildi. Gıkları çıkmadı vatanı soyanlara karşı. Sustular hep. Oysa Türk milleti onlar yüzünden ne acılar çekti. O hırsızların açtığı deliği, fakir fukaranın vergileriyle kapamaya çalıştılar. Aç açıkta kalan Türk aşağılandı. Ama o tuhaf gösterilerin garabet aktörleri, hiç dert etmedi bunu. Çeteler devleti de milleti de çürüttü ama onlar ortada yoktu. Kiminle gurur duyacağını şaşırmış insan güruhu, gerçek anlamda Türkler aşağılanırken hep sustular. Saklandılar. Kaçtılar.
Kız çocukları kaçırıldı. Tecavüz edildi ama onlar susuyor. Yoklar ortada. Hiçbir zaman olmadılar, olmayacaklar da. Çünkü onların derdi bu değil. Onlarınki başka. Olsa olsa, siyasi rant…
Türk öğrenciler dayakla, Türk köylüsü biber gazıyla, Türk işçisi copla aşağılanırken, hiçbirisi ortalıkla görünmez. Sosyal hayatımızı sarsanların, üç kuruşa muhtaç edenlerin, sokakları kazarak tuzaklar kurup insanların ölmesine neden olanların karşısında hep sustular. Ucube cami yaparak, üstüne de Türk bayrağı asan bezirganların, hem Müslümanlığı, hem de Türklüğü nasıl aşağıladığını bile görmediler. Görmezler. Göremezler ki… Çünkü göze gör emrini beyin verir.
Provokasyonlarla, saldırılarla, ucubik sloganlarla, ne yaptığını bilmez hallerle, her biri, ayrı ayrı, Türkü ve Türklüğü aşağılar. Ama ne çare?
Bir kez daha dönüp Türklüğün tanımını okuyun. Türklük nasıl aşağılanır, bir kez daha düşünün. Aslında her biri, komik ve saldırgan halleriyle Türklüğü alenen aşağılamaktadır. Ve bence 301. madde kaldırılmalı ama kaldırılmadan önce, bu komik gösterilerin garip aktörleri de, aynı maddeden yargı önüne çıkarılmalı.

(NOT: 22.09.2006tarihinde Posta Gazetesi’nde yayınlanan yazım)