Tsunamide sörf yapmak ya da Beşiktaşlı olmak

86
0
PAYLAŞ

Dünyanın en zor işidir Beşiktaşlı olmak. Tarifsiz bir sevgi ve bağlılığın, olmadık kazalarla yaralanması, tuhaflıklarla zedelenmesi ve kimi zaman hayal kırıklığı yaşamaktır. Mesela yönetimin saçmalıklarına üzülürken, ruhunun her zerresiyle tribünde olmaktır Beşiktaşlılık.
Barcelona’ya 3 çekmenin coşkusunu yaşayamamak, aptal bir takıma elenmek ama Şeref’imizle
oynayıp, Hakkı’mızla kazanmaktır.
Bir coşkudur. Dalga dalga. Tsunamide sörf yapmaktır Beşiktaşlılık. Bu duyguyu bilmeyen, Beşiktaşlılık duygusunu anlayamayacağı için, şaşırırlar bize. Biz o şaşkınlıkla da eğleniriz. Örneğin ben. Mahalledeki çocukların hiçbiri Beşiktaşlı değildi. Bir tek ben düştüm arkadaşlarımın arasında o sevdaya. Ve o gün bugündür, tsunamide sörf yapar Beşiktaş’a sevdalı yüreğim.
Neden bunları yazıyorum biliyor musunuz? Tek sermayesi karşılıksız sevgi olan bu camia,
çatırdıyor; kimse farkında değil. Sadece farkındaymış gibi yapılıyor. Mış gibi.
Ciddi ciddi tartışması gerekiyor sorunları camianın. Ama olmuyor. Geçtiğimiz hafta sonu tribünlerde yaşanan sorunu, Çarşı’nın tavrını ve gelen eleştirileri yazmıştım. Ama bu da anlaşılmıyor.
Bugün Beşiktaş’ın elinde kalan, Beşiktaşlılık ruhu deyince akla gelen tek şey, ‘Çarşı’.
Hepimizin sevdiği ve öyle ya da böyle üyesi olduğumuzu düşündüğümüz ‘Çarşı’. Ama yüz yıllık
onurdan elde bir tek ‘Çarşı’ kalıyorsa, bunu Beşiktaşlı olarak düşünmemiz ve tartışmamız gerekmiyor mu?

(NOT: 17.11.2006tarihinde Posta Gazetesi’nde yayınlanan yazım)