Kadınlar, hadisler ve Türkler

296
0
PAYLAŞ

Orta Asya Türkler’in de Hakan sefere çıktığında, yerine karısı geçerdi. O savaştan dönene kadar,
devleti kadın yönetirdi. Düşünün ki bu yüzyıllarca önceydi. Ve 21. Yüzyıl Türkiye’sinde kadın ne hale geldi. Nerden nereye?
Günümüz Türkiye’sinde, töre bahanesiyle öldürülen, hala okutulmayan, çocuk yaşta evlendirilen
ve sofradaki yeri öküzümüzden sonra gelen’ kadın var. İkinci sınıf. Üstelik hala, birileri, örümcek kafalılar, kadınlara yönelik işkenceyi, şiddeti mubah görüyor. Her fırsatta kadınları aşağılıyor.
Gerçekten tuhaf alışkanlıkları olan bir milletiz. Garip. Din için adam öldürülür, ama dinin ‘ilerici uçlarını’ törpülemek için herkes elinden geleni yapar. Allah’ın ilk emri “Oku” ama kimse okumaz. “Temizlik imandan gelir” ama ortalığı pislik götürür. Allah “İslam’da ruhban yoktur” diye kesin bir dille anlatır, ama ortalık din baronlarından geçilmez. Ve daha niceleri… Tüm bunlara ‘tuhaflık’ denmez de ne denir?
Aslında lafı getirmek istediğim yer başka. Belli ki maddi veya manevi kazançlar için, insanlar
İslam dininin motiflerini bile değiştirmekten, çarpıtmaktan, sömürmekten geri kalmıyor.
Örneğin ‘hadis’ uyduruluyor Yalan, dolan, hurafe dolu. Belli ki bir amaçla, hesapla yapılıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı şimdi bununla mücadele ediyor ama işi çok zor. Çünkü en aklıselim gibi görünen din adamları bile bu saçma sapan uydurmalara ya inanıyor ya da bildiği halde sesini çıkarmıyor. Gel de çık işin içinden.
İşte birkaç örnek: “Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir.” “Eğer kadın, eşi istekli olduğu halde ona cevap vermezse, cehennemdeki yerini hazırlasın.” Ve daha niceleri…
Kuşkusuz, ‘uydurma hadisler’ sadece kadınlara yönelik değil. Saçma sapan bir çok konuda uydurulmuş. Belli ki, birileri kendi istediği şekilde toplumu yönetmek veya etkilemek için, dini çarpıtmış. Özellikle de kadınlar hakkında. “Cehennem halkının çoğunun kadınlar olduğunu gördüm.” Kim ve nasıl cehennemi gördüyse?
Ama mesele din olunca, ‘mantığın ve aklın’ bırakılması gerektiğine zorluyorlar insanı. Tabi bu saçma sapan uydurmalardan hareketle, kadınlar daha bir baskı altında tutuluyor. Yılların ezikliği, dini baskıyla sürdürülüyor. “Kadınlar, bizim kadınlarımız.”
Bu saçmalıklar nedeniyle, Türk toplumu kendi kendini iğdiş ediyor. Toplumun en hareketli, en üretken olması gereken kesiminin üzerine, keskin bir kılıç koyuyorlar. Bundan daha da ilginci, bu uydurmaları, hurafeleri yayanlar da, kendilerini inanmış, müslüman olarak kabul ediyor.
Ne gariptir ki, kadınları baskı altına almak, aşağılamak için, İslam dinindeki en ağır günahlardan birini işlemekten çekinmiyorlar.
Peygamber sırtından hadis uyduruyorlar. Hz. Muhammed’e iftira etmekten bile çekinmiyorlar. Sonra herkes, bu yalancı, sahte, hurafe rüzgara kapılıp gidiyor.
Kadınları eze eze, küçümseye küçümseye.

(NOT: 27.08.2006 tarihinde Posta Gazetesi’nde yayınlanan yazım)