KUŞKU, KORKU VE PARANOYA

548
0
PAYLAŞ

Bir kuşku hali kol geziyor Türkiye’de. Herkes birbirinden kuşkulanıyor. Herkes bir şeylerden
kuşkulanıyor. Herkes kuşkulu düşüncelerle, karamsarlığın karanlığına doğru gidiyor. Bir kuşku
havası her yere yayılıyor. İktidar muhalefetten kuşkulanıyor, muhalefet hükümetin adamlarından.
Asker polisten kuşkulanıyor, polis herkesten. Siyasiler komplo kurulmasından kuşkulanıyor, vatandaş siyasilerden.
Öğretmen öğrencisinden kuşkulanıyor, öğrenci okulundan.
Ağır bir kuşku havası, gittikçe yayılıyor. Kuşkudan geçilmez olunuyor. Herkes birbirinden
kuşkulanıyor.
Yoksa Osmanlı’dan kalma bir gelenek mi bu? Padişah vezirinden, vezir sadrazamdan kuşkulanıyor. Saray halktan, halk padişahtan kuşkulanıyor. Bir türlü üzerimizden atamıyoruz.
Ankara’da bir şeyler oluyor.
Ankara’da bir kuşku havası, tüm duyguları örtecek şekilde yayılıyor. Herkes birbirinden kuşkulanıyor. Kuşkulandıkça komplo teorisi üretiyor, teoriler biriktikçe kuşkulanıyor insanlar. Kuşku arttıkça, korku da artırıyor. Korkan insanlar daha da kuşkulanıyor. Kuşku yayıldıkça, ortalık daha da karışıyor ve doğrular yok oluyor. Kuşku yayıldıkça, şiddeti artıyor ve paranoya ya dönüşüyor. Politik paranoyanın önüne geçilemiyor.
Doğan Kitapçılıktan yıllar önce çıkan Politik Paranoya’ isimli kitaptaki şu satırlara dikkatinizi
çekerim: “Paranoya insan yapısının bir parçasıdır… Paranoya insan doğasının içinde, derinlerde
yuvalanmıştır. Paranoyağın kişiliğinde yıpranmışlık, yetersizlik, utanç ve incinme yatar… Paranoyak için hiçbir şey göründüğü gibi değildir…
İnsanlar arasında en çok görülen ruhsal hastalık olan paranoya, aynı zamanda en politik olanıdır. Politik paranoya hastalığı her toplumda, özellikle hızla değişime uğrayan toplumlarda yaygındır.”
Kuşku paranoyayı çoğaltıyor, paranoya sessizliği getiriyor. Herkes her şeyden kuşkulanıyor. Herkes birbirini suçluyor, gerçekler ölüyor.
Ankara’da bir şeyler oluyor, kimse doğruyu bilmiyor. Ama herkes kuşkulanıyor. Kuşkulu paranoya gerçeği göremiyor, gördüğünü gerçek kabul etmiyor. Kuşku herkesin hepimizin kanını emiyor. Oysa kuşku, güvensizliğin değil, yeniliğin temelidir. Kuşku duyan merak eder, merak eden soru sorar, soru soran doğruya ulaşmaya çalışır. Ama paranoyak olan insan, kuşkunun altında ezildiğinde, eldeki koca bir sıfırdır. İşte Ankara’nın hali.
Peki kuşku’ tamamıyla yersiz mi? Tabi ki değil. Mesele şudur: “Türkiye şeffaf olamadığı için,
kuşku paranoyaya dönüşüp, her şeyi karıştırıyor.”
Sanki kuşku Türk insanının geninde var. Sanki kuşku olmazsa yaşayamaz gibi. Kadın kocasından,
erkek karısından, çocuk babasından, baba annesinden kuşkulanıyor.Paranoyak kuşku gerçeği de duyguyu da öldürüyor.
Siyasetçinin kuşkucusu halka, halkın kuşkucusu devlete güvenmiyor. At izi, it izine karışıyor. Kuşku damarlarımızda kol geziyor. Gün geliyor vatandaş kendisinden kuşkulanıyor. “Acaba bu çocuğun babası ben miyim” diyerek, DNA testi için Adli Tıp’a koşanların sayısı her geçen gün artıyor.
Kuşku, Türkiye’yi yiyip bitiriyor. Başta gerçekleri.

 (Not: 04.06.2006 tarihinde Posta Gazetesi’nde yayınlanan yazım)