KİRAZ MEVSİMİNDE AŞKA DAVET

335
0
PAYLAŞ

Zaman her şeyin ilacı. İnanırım buna. Alıp götürüyor insanı, kendi selinin önünde. Kesintisiz.
Tereddütsüz. Affetmeden. Geçen günlere ağlamak. Ya da ağlanan günlere gülmek. Acıları
gömmek bir yerlere. Akrep kazma, yelkovan kürek oluveriyor zaman tarlasında. Durdum’ diyen de
duramaz, bekleyemez öyle. İnsan değişmezse, zaman değişiyor işte. Kaşı değilim çok çalışmaya,
hırslara, isteklere. Dünyevi arzulara. Karşı değilim. Dünyada var olana karşı koymak, eni konu
bir aptallık olur. Benim karşı olduğum aptallığın kendisi zaten.
Bile bile, zaman seline kapılıp gitmeyi, yok olmayı aptallık sayıyorum ben. Demem o dur ki, Bahar coşkusunu yaşamak için, sahte yeşilleri beklemek gereksiz.’ bir de geçip gidene ağlamak, önümüzde böylesi bir dünya varken.
Bir yana bakıyorum kan, nefret, bir yana bakıyorum güç, hırs, yakıp yıkan. Oysa zaman bunları da alıp götürüyor. Elde kalan yaşanmışlık sadece.
Bunun altına imza atmak insanın kendisinde. Kral olmak, sadece toprak üstünde.
Bugünden söz ediyorum.
Ve anın güzelliğinden. Anı yaşamaktan. Hani geçip gitmeden. Kaybolmadan işte her şey. Para kazanma hırsı, sahip olma hırsı, tüketme hırsı.
Oysa dönüp bakın çevreye. Oysa dönüp bakalım güzelliklere. Denize, yağmura ve bir de güneşe.
Allahınızı severseniz, hatırlayın Sait Faik nasıl yazmıştı o muhteşem şiirinde:
Nasıl etsem, nasıl yapsam da
Meydanlarda bağırsam
Sokak başlarında sazımı çalsam
Anlatsam şu kiraz mevsiminin
Para kazanmak mevsimi değil
Sevişme vakti olduğunu
Yani meydanlara çıkıp, insanları aşka, sevişmeye davet etmek. Bir delinin işi olmamalı. Yoksa yaşamanın ne anlamı var. Bu topraklar, bu canım topraklar bereketledir.
Bu topraklar, bu eşsiz topraklar yaratıcıdır. Bu topraklar aşkın, bu topraklar sevdanın, bu topraklar hoşgörünün toprağıdır. Anadolu’dan söz ediyorum. Anlıyor musunuz?
Yunus’un, Karacaoğlan’ın, Dadaloğlu’nun, Mevlana’nın, Pir Sultan’ın doğup büyüdüğü topraklardan söz ediyorum. Allah aşkı ile yanıp tutuşanların, sevdası için dağları delenlerin. Aşk ile var olup, varlıklarını sürdürmek için aşık olanların diyarı.
Bu topraklara acı, bu topraklara nefret atıldı. Bu topraklar da kin, bu topraklarda vahşet ekildi. Ama bunu biçmeye, bundan bir yarar sağlamaya, kimsenin gücü yetmedi. Hani kan döktüler, katliam yaptılar, yetim bıraktılar, ama bu topraklar, bereketi ile, şefkati, aşkı ile sarmaya çalıştı yaraları. Kendi kendini tedavi etti. Bu topraklarda esas olan aşktır. Bu topraklarda esas olan sevgidir.
Bağır bağır bağırıyorum, koşun, hepinizi aşka çağırıyorum.
Şimdi kiraz mevsimi. Şimdi sevişme vakti. Kandan beslenenlere inat. Bu topraklara yakışanı yapalım.
Gelin sevgiyi büyütelim.

 (Not: 21.05.2006 tarihinde Posta Gazetesi’nde yayınlanan yazım)