HALKI YAŞAMAKTAN SOĞUTMA SUÇU

305
0
PAYLAŞ

Türkiye gariplikler ülkesi. Artık bunu herkes kabul ediyor. Biz de bunu böyle kabul edelim. Bu kabullenme, kanserle yaşamayı kabul etmek’ gibi bir şey. Yolu yok. Çaresi de yok gibi görünüyor. “Neden böyle” diye sorarsanız, “Öyle işte” gibi, basit saçma sapan bir yanıt alırsınız.

Bu ülkede insanlar sadece yazı yazdığı için yargılanıyor. Öte yandan, mafya ara sokaklarda bile cirit atmaya devam ediyor. Laga luga ederseniz, o ciriti de kafanızda kırar. Yok öyle. Onlar böyle. Kimse de ses çıkarmaz.
Perihan Mağden, halkı askerlikten soğutma’ suçlaması ile yargılanıyor. Dışarıda bir grup insan da,
tehditler savuruyor, protesto ediyor. Bir kişinin en güvende olması gerektiği yer olan adliyeye korkarak girip çıkıyor insanlar. Bu ne yaman çelişki anne?
Çok çarpıcı bir örneği dün, Fatih Altaylı yazdı köşesinde: “Perihan Mağden yazdığı için öldürülmek,
dövülmek isteniyor. Buna karşın katil M.Ali Ağca kahraman gibi karşılanıyor.”
Biri gazeteci, diğeri gazeteci katili. Biri sadece yazı yazdı, öbürü bütün dünyayı sarsan kurşunlar attı.
Biri halkı askerlikten soğuttu’, iddiasıyla yargılanıyor öteki,’ halkı bu ülkede yaşamaktan’, bu devletten soğutur hale getirdi.

Farkında mısınız? Bu kadar çete, bu kadar yolsuzluk, bu kadar garebet iş varken bu ülke de, insanlar da yaşamaktan, ülkesinden, devletinden soğuyor. Kendine güvenini kaybediyor.

Peki niçin, “Halkı ülkesinden, devletinden ve hatta yaşamaktan soğutma” gibi bir ceza yok. Her gün kapkaç, gasp ve çete terörü korkusuyla sokakta yürümek zorunda olan insanların, nasıl bir ruh hali içinde yaşadığını görmüyor musunuz? Bu insanlar ülkesinden soğumuyor mu? Çetelerin içinde siyasetçileri, polisleri, askerleri, bürokratları, garip bağlantıları görmek hangi etkiyi yapıyor insanlar üzerinde?

Rüşvetsiz iş yaptıramamak, çocuğunu para vermeden okula kaydettirememek, okula dualarla
gönderdiğin çocuğunu, dualarla beklemeye başlamak nasıl bir duygu?
Ekonomide ki rakamlarla yıkılıyor ortalık. Dolar şöyle, Euro böyle,borsa yüzde bilmem kaç düştü.
Bir de siyaset vuruyor bir yandan. Başbakan dedi ki, muhalefet söyledi ki, Çankaya dedi ki… Bunların hepsi çok önemli. Söylenecek söz yok. Peki ya Milliyet’in dünkü manşeti az mı önemli? “Devletin
koruması altında olan 34 çocuk kayboldu.”
İnsanın tüyleri diken diken oluyor. Devlet,çocuğunu koruyamıyorsa, milletini nasıl koruyacak? Ya bir gün önceki Yeni Şafak’ın manşeti: “Çocuğunu mafyaya satan aileler var.” Açıklamayı yapan Kadın
ve Aileden Sorumlu Devlet Bakan’ı Nimet Çubukçu devam ediyor:
“Evlatlarını fuhuşa sürükleyen, hatta organ mafyasına pazarlayan aileler bile var.” Yenilir yutulur bir açıklama mı bu? Çocuklar bizim çocuklarımız. Söylenecek söz yok. Borsanın bir puan düşmesi kadar bile etki yapmıyor. Halk yaşamaktan, halk ülkesinden, halk devletinden yavaş yavaş soğutuluyor. Bu suçu işleyenler cezasız mı kalacak?
Böyle durumlarda kulaklarının üzerine yatan çok duyarlı’ vatansevicilere hatırlatmak boynumuzun borcu: Çetin Atlan der ki; “Hukukun olmadığı yer, ormandır, vatan değil.”

 (Not: 09.06.2006 tarihinde Posta Gazetesi’nde yayınlanan yazım)