Duvara karşı

517
0
PAYLAŞ

Yazılmış bir senaryonun yeri geldikçe okunan replikleriyle sürmüyor hayat. Böyle gitmiyor hiçbir şey. Kaderden söz etmiyorum. Daha fazla, ortaoyununa benziyor hayat. Kurallar belli, varacağı yer belli ama içini doldurmak size kalmış. Senaryo yok. Kaderden söz etmiyorum. Eğer kaderden söz edecek olsak, hangi gücün bir aileye duvar altında kalarak ölümü reva gördüğünü sorgulamamız gerekir ki bu bizi başka diyarlara taşır. Ayrımı bol bir yol.
Kuşkusuz Reina’nın çöken duvarı altında kalarak can veren Arvasi Ailesi’nin yakınları da böyle diyor, “Kader.”
Bir duvar düşünün ki, duvarın dibi Türkiye’deki mutsuz çoğunluk, mutlu olma hayali. Bir duvar düşünün ki, Türkiye’deki çok küçük bir azınlığın mastürbasyon arenası.Ortalama bir grubun da ‘mış’ gibi yaptığı rehabilitasyon yatağı.
Hiçbirine karşı değilim. Benim karşı olduğum, sadece duvarlar. Yıkılmaz, geçilmez, aşılmaz, çözülmez. Çöktüğü zaman, hayatının hiçbir evresinde içeri giremeyecek olanları ezip geçen duvarlar.
Ben Reina’ya karşı değilim. Oraya girip çıkan, gerçek hayatını yaşayan ya da arzuladığı dünyayı röntgenleyenlere asla karşı değilim. Hatta bu olayın bir yönünü de yorumlayacak olursak, dünyevi
bir gerçekliği söylemek zorundayız:
Sermayenin duvarları olur. O duvar kimi zaman yüksek olmak zorundadır. Ve o veya bu nedenle çökerse halk altında kalır. Hem sermayeyi güçlü tutmak zorundadır bugünkü dünyanın efendileri, hem de çektikleri duvarları. Yoksa çark dönmez. Duvar dibindeki de ekmek yiyemez.
Üç kişinin hayatını kaybettiği bir olay için, sadece bu yorumla kalmak fazlaca duygudan arındırılmış, gerçekçiliğin ahlaksız çekiciliğine saplanmak olur. Bu, olayın bir yönü. Ama tek yönle kalınacak gibi değil.
Arvasi Ailesi sakat, kaçak, ahlaksız bir duvarın çökmesi sonucu hayatını kaybetti. Suçlu kim? Duvar.
Peki bu duvar gariban ailenin kulübesine doğru değil de öte tarafa, yani Reina’nın içine doğru devrilseydi ne olurdu? Biraz geriye dönelim.
Arvasi Ailesi’nin diğer iki küçük üyesi de bir süre önce hayatını kaybetmiş. Zeynep yanlış iğne sonucu hastanede ölmüş. Kardeşi Zehra ise hastalığı bir türlü teşhis edilemediği için.
Peki onların katili kim?
Yanıtı basit. Onların katili de duvar. Görünmeyen ama hep hissedilen.
Reina’nın duvarı kadar gerçek ama aynı zamanda soyut.
Hayatımızın duvarları var. Kader değil ama kader dersek herkes rahatlar. Zehra’nın, Zeynep’in katili duvarlar. Arvasi Ailesi’ni yok eden duvar gibi. İki duvar arasındaki tek fark da birinin görünüp ötekinin görünmemesi.
En büyük benzerlik ise ikisinin kader olduğunu kabul etmek.
Peki çözümü var mı?
Çözüm ‘kader’ kavramını tekrar gözden geçirmede yatıyor. Arvasi Ailesi bunu artık yapamaz.
Zehralar, Zeynepler duvar altında kalmaya devam ederse bir süre sonra bu ülke de bunu kaldıramaz.

(Not: 05.03.2006 tarihinde Posta Gazetesi’nde yayınlanan yazım)