DERİN DEVLET ENTELEKTÜEL PARANOYA

587
0
PAYLAŞ

Nasıl ki iki insan arasındaki ilişkinin sağlıklı yürümesi için en önemli unsur iyi bir iletişim ise, toplumdaki huzurun tesis edilmesinde de en önemli etken iletişimdir ama nedense bu Türkiye’de bir türlü kurulamıyor. Özellikle devlet, toplumla iletişim yollarını açık, net ve anlaşılır tutmamakta kararlı. İşin tuhaf yanı bu Cumhuriyet tarihi boyunca da böyle oldu.
Özellikle yabancı meslektaşlarımızla konuşurken, kimi zaman bizi nasıl da hayretle takip ettiklerini söylerler. Çünkü her gün bir şeyler oluyor bu ülkede. Ya ekonomide iniş-çıkış, ya siyasi hayatta bir çalkantı. Kimi zaman terör, kimi zaman toplumsal muhalefet. Bu denli sosyal aktivitenin, ülkeyi daha çabuk olgunlaştırması gerekirdi bence ama olmadı.
Çünkü tüm olup bitenlerde halk yalnız kaldı, yok farz edildi. Hiçbir zaman gerekli şekilde, hak ettiği gibi bilgilendirilmedi.
Ne kadar eleştirilse de, eksikleri medya kapatmaya çalıştı. Ama bir yere kadar.
Türkiye’de o kadar garip olaylar oluyor ve halka dönük iletişim kanalları o denli kapalı ki,
hemen hemen kimse bir şey bilmiyor, anlamıyor.
Hatırlayalım; Çetin Emeç, Uğur Mumcu, Kışlalı cinayetlerini. Komploları, siyasi çalkantıları.
Daha neler neler. Üstelik her biri, son 10-15 yılın olayları. Ayrıca İpekçi, Gün Sazak gibi, olayları da unutmayalım. Hiçbirinde, ama hiçbirinde net bir sonuç açıklanmadı.
Hâlâ büyük depremde kaç kişinin öldüğünü bile tam olarak bilmiyoruz. Açıklanan rakamlara kimse inanmıyor. Hal böyle olunca da, Türkiyem’in insanı, sadece tahmin etmekle,
komplo teorileriyle yetiniyor. Bulmaca çözer gibi. Noktaları birleştirip,gerçeğe ulaşmaya çalışıyor. Bu kadar çok komplo’nun üretildiği ve ispatlandığı bir ülkede, halk da komplonun teorisini arar oldu. Sonrası güvensizlik ve kargaşa.
Bu yüzden ben, bu ülkenin okur yazar kitlesinde, ister istemez entelektüel paranoya’ oluştuğuna inanıyorum. Ama unutmayın, bu durum, halkı, devlete karşı güvensiz hale getiriyor. İnsanlar, devletin sürekli kendilerini kandırdığını, oyaladığını düşünüyor. Peki devlet niçin, halk ile arasındaki iletişim kanalını açık tutmuyor?
Nedeni basit, çünkü devlet de halkına güvenmiyor. Eğer güvenmiş olsa, en küçük olayda dahi bilgi verir.
Son olaylara bakalım. Danıştay’a yönelik alçak saldırı, adı geçen isimler ve sürdürülen operasyonlar. Gözaltına alınanlar, sızan bilgiler, tartışmalar, serbest kalanlar.
Bu süreçte yapılan yorumlara bakın. Herkesin gönderme yaptığı adresler farklı. Yetkililer açıklama yapıyor. Ama içinde bilgi yok. Sadece insanı daha da paranoyaklaştıracak sözlerden öteye geçmiyor. Bu süreç tamamlanmadan, Ankara’da bir operasyon daha.
Birbirinden ilginç iddialar. Hani bir doğru olsa, Türkiye’nin ayağa kalkması lazım, ama ortada net bir şey yok. Peki niçin devlet bulanık suda balık avlamaktan bu kadar hoşlanıyor?
Ardından neredeyse Cumhuriyet tarihi boyunca süren derin devlet’ tartışmaları. Herkes gevezelik ediyor ama hiç kimse konuşmuyor.
Konuşmayan bir devletin, halkına giden damarlar kapalı olunca,halk da bu durumu paranoya
ve komplo teorileri ile by pass ediyor. Devlet derinleştikçe, milleti ile iletişimi sığlaşıyor. Ama kimse gerçeği konuşmuyor. Herkes kendi doğrularını çatıştırmaya ve gönderme yapmaya devam ediyor.

 (Not: 02.06.2006 tarihinde Posta Gazetesi’nde yayınlanan yazım)