Fabrika Ayarlarımıza Geri Dönebilir Miyiz?

223
0
PAYLAŞ

Not: 9 Haziran 2009 tarihinde Haberturk.com sitesinde yayınlanan yazım.

Sürekli geçmişe özlem duyan, ikide bir 70’lere (ki çok küçüktüm o zamanlar) ya da 80’lere gönderme yapan biri değilim. Benim için dün bitmiştir, yarın henüz yoktur ve sonsuz şimdiki an vardır. Anı yaşamanın gerekliliğine inanıyorum.
Lakin durum gün geçtikçe değişiyor.
İki de bir, “Hadi köyümüze geri dönelim” der gibi, “Keşke fabrika ayarlarımıza geri dönebilsek” diyorum kendi kendime. Ve soruyorum; “Acaba Türk halkı fabrika ayarlarına geri dönebilir mi?”
Beni bu düşünceye iten, son yıllarda Türk halkının olaylara bakışı üstüne yapılan araştırmalar. Çünkü öyle sonuçlar çıkıyor ki, şaşırmamak, hatta endişelenmemek mümkün değil.
O araştırmaların detaylarına girmeyeceğim fakat hemen hepsinde, kendisi gibi düşünmeyenlerin rahatsızlığından söz ediliyor.
Örneğin birçok kişi, başka dine mensup vatandaşıyla aynı yerde oturmak istemediğini söylüyor. İnanamıyorum.
Artık çok önemli bir kalabalık, Yahudi ya da Hıristiyan komşu ile yan yana yaşamak istemediğini dile getiriyor açık açık. Hani bizler Mişon ile, Artin ile birlikte sokaklarda oynamıştık? Ne oldu bizim çocukluğumuza? Hani nerede hoşgörü?
Oysa bu araştırmalarda soru sorulan bir çok kişi, çocukluğunda hep Yahudi, Hıristiyan ya da Ermeni arkadaşlarından söz ediyor. Onlar büyümüş ve kirlenmiş dünya sanki…
Peki ya ne oldu da Mevlana’nın insan anlayışı yitip gidiyor da, ayrımcı, hoşgörüsüz, kendisi gibi olmayanı çekemeyen bir topluma dönüşüyoruz?
Kimileri de içki içen biriyle komşu olmak istemediğini söylüyor.
Ya da mütedeyyin insanlarla bir arada, aynı sitede yaşamak istemiyor bazıları. Hani paylaşılan duygular, anlayışlar. Peki ya gelenek görenek?
Bu muydu Anadolu topraklarındaki anlayış, hoşgörü, insan sevgisi?
Kendisi gibi olmayana karşı takınılan tutum, beni endişelendiriyor. Oysa biliyoruz ki, bu topraklarda yüzlerce yıl birlikte, yan yana yaşayan insanların, ‘fabrika ayarlarında’ böylesi bir önyargı ve düşmanlık yoktu.
Kimileri, farklı cinsel tercihleri olanlara set çekiyor, kimileri nikahsız yaşayanlara karşı bayrak açıyor. Kimisi başını örtene, kimisi mini etek giyene karşı.
Hal böyle olunca gittikçe daha da uçlara savruluyoruz. Herkes kendisi gibi olmayana karşı öylesine büyük sınırlar çiziyor ki, korkarım yakında herkes çektiği sınıra yüksek voltajlı elektrik de yükleyecek. Kimse sonra birbirine dokunamayacak bile. Geri dönüşsüz bir yola gireceğiz diye korkuyorum.
O yüzden, tıpkı cep telefonlarındaki gibi, “Fabrika ayarlarına geri dönün” tuşu olsa ve hep birlikte uygulasak.
Hep birlikte “Fabrika ayarlarımıza, hoşgörüye ve insan sevgisine” geri dönebilsek keşke.
Ne dersiniz? Türkiye’nin hala ‘fabrika ayarlarına geri dönme’ şansı var mı?

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here